Gönül heybemizi acıyla dolduran bir Ağustos rüzgârı daha esiyor penceremizden. Yapraklar sararıp toprağa düşerken, zamanın ötesinden bir ses geliyor; gür, berrak ve bir o kadar da içli… Bir zamanlar Orhun kıyılarında at koşturan, Malazgirt ovalarında Alparslan’ın beyaz kefenine bürünen o asil ruh, bir Ağustos günü kelimelerini bize emanet edip sessizce aramızdan çekilmişti. Bugün, “Destan Şairi” Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun fani dünyadan ebedi aleme göçüşünün yıl dönümü.
Onu düşünmek; her mısrasında bir çağın kapandığını, bir başka çağın ihtişamla açıldığını hissetmektir. O, kalemiyle şiir yazmadı; adeta bağrından koptuğu milletin ruhunu, nakış nakış fildişi bir kın gibi kelimelere işledi. Kür Şad’ın Çin sarayına meydan okuyan feryadı da onun sesindeydi, Tuna nehrinin sularına karışan akıncı türküleri de… O, modern çağın kalabalıklarında kaybolan ruhumuza, ötelerden gelen o kutlu asaleti üfleyen bir rüya mimarıydı.
Ne zarif, ne derin bir tecellidir ki; ömrünü Türk tarihinin en şanlı zafer ayı olan Ağustos’u terennüm etmeye adayan şair, yine bir Ağustos akşamı sessizce göçtü bu diyardan. “Aylardan Ağustos, günlerden Cuma…” derken dudaklarından dökülen o ilahi tartım, aslında kendi ömür hikayesinin de veda şarkısıydı. Anadolu’nun kıraç köylerinde, çocukların gözlerinde memleket sevdasını büyüten o muallim eli, kâğıda dokunduğunda bir başbuğun kılıcına, bir dervişin duasına dönüşüyordu.
Bugün Karacaahmet’in sessizliğinde uyuyan, yalnızca bir fani değildir; bir milletin hafızası, bir tarihin yaşayan kalbidir. Bizler onun şiirlerini her okuduğumuzda, içimizde uyuyan o eski, o soylu destan yeniden uyanıyor. Kopuzun telleri kırılmadı, onun bıraktığı yerden hâlâ en yanık ezgileri fısıldıyor kulaklarımıza.
Büyük şairler arkalarında fani bedenler değil, hiç solmayacak memleket kokulu şafaklar bırakırlar. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, kılıçların kınına girdiği bu çağda, kelimelerin kanatlarında bizi hâlâ o ötelerdeki kutsal ülküye taşıyor. Sesi kulaklarımızda, yaktığı milli ateş yüreğimizde… Ruhun şad, mekânın sonsuz bir bahar bahçesi olsun usta şair. Selam olsun kelimelerini bir bayrak gibi göğe seren o asil ruhuna…
