MUSTAFA ALİ ÖZTÜRK
Standart belirli ölçülere ve kurallara uygun olan” veya “örnek ya da temel olarak alınabilen” demektir. Dünyada her şeyin bir standardı vardır. Toplumlar da belli standartlar etrafında birleşerek toplum olmayı başarabilir. Belli standartları kabul etmeyen topluluklar dağılmaya mahkumdur. Standardın olmadığı yerde ölçü yoktur kurallar uygulanamaz ve bunun sonucunda kaos ortaya çıkar. Kaosun olduğu yer güvenli değildir, güvenliğin olmadığı yerde toplum olabilmek zordur.
Hali hazırda var olan toplumların huzuru sahip oldukları standartlara bağlıdır. Asgari standartları olan ve bunları uygulayabilen toplumlar varlıklarını sürdürebilir. Günümüzde Türk toplumu büyük ölçüde standartlarını kaybetti. Birkaç marjinal cephenin kinci, yanlı bakış açısı altında ezilir duruma geldi. Orta yol unutuldu. Toplum iki renge mahkum oldu. Bireylerin kendisine göre ya siyah ya beyaz rengi var. Başka renkler solduruldu, yok edildi. Bunun yanında siyaha beyaz, beyaza siyah diyenler de ezici bir üstünlüğe sahip oldu. Her şey bir birine karıştı. Kimse saf doğruya bile amasız fakatsız doğru diyemiyor. Standartlar aşırı öznelleşti ve kaosun içinde huzursuzluklar içinde yaşıyoruz.
Son dönemde ölçüsüzlüğe bir çok kez şahit olduk. Son ölçüsüzlük ise dönemin modası komedi adı altında inançlara, düşüncelere saldırılar karşısında yaşanıyor. Eline mikrofon alan komik olmayan fikirlerini zorlama küfürlerle süsleyip amaçsız sadece gülmeye gelmiş küçük kitlelere sunuyor. Bu sunumlarda arada dikkat çekmek adına din ve vicdan özgürlüğünü hedef alan sözde espiriler yapılıyor. Sonra bun sunumlar videolara çekilip sosyal medya aracılığıyla tüm toplumun görebileceği şekilde servis ediliyor. Gelecek tepkiler, olacak olaylar üç aşağı beş yukarı biliniyor ve bu bilinenler gerçekleşiyor da. Sonrası kıyamet…
Ölçüsüz adam ölçüsüzce ama bilerek yapacağını yaparken karşılaşacaklarından mağduriyet çıkarıp tanınırlığını artırıp para kazanmaya başlıyor. Olan toplum içinde birliğimize oluyor. Savunanlar ve yargılayanlar bir süre sonra bunları unutup birbirlerini yemeye devam ediyorlar.
Ölçüsüzlük o kadar hat safhada ki çok kısa bir süre önce kendi inanç sistemleri üzerine espiri yapan hatta kendisi de o inanç sistemine mensup olduğunu söyleyen bir komedyeni linç eden, tehdit eden, yargılanmasını talep eden kişiler beğenmedikleri inanç sistemiyle dalga geçen diğer komedyeni savunmaya başlıyorlar, destek açıklamaları birbiri ardına sıralanırken özgürlükten dem vurmayı da ihmal etmiyorlar. Din ve inanç özgürlüğü herkes için geçerli ve tüm inanç sistemlerine saygı bir zorunluluk. Senin inancın benim düşüncem safsataları içinde toplumu zehirleyip ayrıştırılıyor.
Adalet arayanlar sadece kendisi için adalet aramamalı, empati kurabilmeli ve belli ölçülere sahip olmalıdırlar. Karşımızda duran insanlar söz konusu olduğunda ölçüyü kaçırdığımızda bize karşı ölçülü davranmalarını beklemek de afakidir.
Toplum olarak, toplumu oluşturan bireyler olarak toplumumuzu ayakta tutacak belli olan standartları benimsemeli, her zaman ölçülü davranmalıyız. Yoksa çok kısa bir gelecekte bu ölçüsüzlüğümüzün zararlarını yaşayarak göreceğiz. Her alanda standartları yakalamak bizim için amasız bir zorunluluktur. Çok geç olmadan bunun farkına varmalı bizi olumsuz yöne yöneltenleri ayıklamalıyız. Hepimiz aynı toplumun aynı değeri hak eden bireyleriyiz.
