Öncelikle şunu söylemek gerekir: Türk milleti için çoğu zaman kullandığı otomobil; markası, modeli, tipi veya yakıt türü ne olursa olsun, en iyi otomobildir. Çünkü otomobil biraz da alışkanlık, biraz ihtiyaç, biraz da kişisel tercih meselesidir. Bu nedenle elektrikli otomobiller konusunda oluşmuş önyargıları bir kenara bırakıp, iki yılda yaklaşık 30 bin kilometre yaptığım TOGG deneyimimi kendi penceremden anlatmak istiyorum.
Aslında TOGG’u satın alırken elektrikli otomobiller konusunda benim de birtakım önyargılarım vardı. Açıkçası aracı almadan önce ciddi bir araştırma yaptığımı söyleyemem. Çevreden duyduğum bilgiler ve elektrikli otomobiller hakkında oluşan genel kanaatler dışında fazla bir bilgim yoktu. Biraz da tesadüfen satın aldım. Kafamdaki düşünce oldukça basitti: “Alayım, beğenmezsem değiştiririm.”
Aradan iki yıl ve 30 bin kilometre geçtikten sonra ise bu düşüncem tamamen değişti.
Bugün TOGG’umu satmayı düşünmüyorum. Çünkü 218 beygir güç ve 350 Nm tork üretebilen bir otomobile sahip olmak için çok daha yüksek bedeller ödemek istemiyorum. Üstelik aynı güç seviyesindeki benzinli veya dizel otomobillerin yakıt ve bakım maliyetlerini de artık göze almak istemiyorum.
Benim açımdan TOGG’un en önemli avantajlarından biri, sunduğu teknolojinin otomobilin ayrılmaz bir parçası olması. Güvenlik donanımları, sürüş destek sistemleri, konfor özellikleri ve sürekli güncellenebilen yazılım, otomobili yalnızca dört tekerlekli bir ulaşım aracı olmaktan çıkarıyor. Araç, adeta zaman içinde kendisini yenileyen bir teknoloji ürünü hâline geliyor.
Özellikle yazılım güncellemeleri benim için oldukça keyifli. Bir otomobil satın alıyorsunuz ve zaman içerisinde bazı özelliklerinin geliştiğini, yeni fonksiyonların eklendiğini görüyorsunuz. Günümüzde teknolojiyle birlikte yaşarken bunun otomobile yansımasını görmek gerçekten farklı bir deneyim.
Evde şarj etmeden 30 bin kilometre
Elektrikli otomobiller konusunda en çok karşılaştığım sorulardan biri şarj meselesi.
Ben bugüne kadar otomobilimi evde hiç şarj etmedim. Aracımı ağırlıklı olarak DC hızlı şarj istasyonlarında şarj ettim. Buna rağmen seyahat maliyetlerim, benzer güç ve donanım seviyesindeki sıvı yakıtlı otomobillere kıyasla benim için oldukça ekonomik oldu.
Üstelik bunun karşılığında konfordan da vazgeçmedim.
Uzun yollarda da bugüne kadar ciddi bir problem yaşamadım. Elbette elektrikli otomobille uzun yolculuk yapmanın, benzinli veya dizel otomobille yolculuk yapmaktan farklı bir planlama gerektirdiği söylenebilir. Ancak benim iki yıllık deneyimimde bu durum bir sorun hâline gelmedi. Şarj planlamasını yaptığınız sürece yolculuk gayet rahat ilerliyor.
Hatta zaman içerisinde insan, otomobilin ne kadar enerji tükettiğini, hangi hızlarda daha verimli olduğunu ve şarj konusunda nasıl bir planlama yapması gerektiğini öğreniyor.
Servis konusunda da deneyimim olumlu
İki yıl içerisinde, yazılım güncellemeleri dışında servise gitme ihtiyacım olmadı. Güncellemeler için iki kez servise gittim ve her iki seferde de işlem birkaç saat içerisinde tamamlandı. Araç temiz ve düzenli bir şekilde teslim edildi.
Servis olarak Manisa Çözüm Bosch Car Service kullandım ve bugüne kadar aldığım hizmetten memnun kaldım.
Elbette benim deneyimim bütün TOGG kullanıcılarının deneyimini temsil etmez. Her otomobilde olduğu gibi TOGG’da da sorun yaşayan kullanıcılar olabilir. Servislerde uzun süre bekleyen araçlar da olabilir. Bunları yok saymak doğru olmaz.
Fakat aynı şekilde birkaç olumsuz örneği bütün markaya mal etmek de doğru değil.
Sosyal medyanın büyüttüğü önyargılar
Elektrikli otomobiller konusunda beni en çok düşündüren meselelerden biri de sosyal medyada dolaşan bilgiler.
Bazen dizel veya hibrit bir otomobil yanıyor; paylaşımın altına “Elektrikli otomobillerden uzak durun.” yorumları geliyor. Başka bir markanın elektrikli otomobiliyle ilgili bir problem yaşanıyor; hemen “TOGG almayın, elektrikli otomobiller böyle.” deniliyor.
Oysa bir otomobilin başına gelen tekil bir olaydan bütün bir teknolojiyi mahkûm etmek ne kadar doğru?
Benzinli, dizel, hibrit veya elektrikli… Sonuçta hepsi birer makine. Her makinede olduğu gibi otomobillerde de üretim kaynaklı problemler, elektronik arızalar, kullanıcı hataları veya tamamen şansa bağlı sorunlar yaşanabilir.
Hatta zaman zaman lüks ve köklü markaların bile ciddi problemler yaşayan araçlarını görüyoruz. Bir otomobilin markasının çok pahalı veya prestijli olması, onun asla arıza yapmayacağı anlamına gelmiyor.
Dolayısıyla otomobil konusunda biraz da istatistikle, biraz kullanıcı deneyimiyle, biraz da kendi ihtiyacımızla karar vermek gerektiğini düşünüyorum.
TOGG konusunda ise başka bir önyargı türünün de bulunduğunu düşünüyorum. Markaya yalnızca siyasi veya ideolojik bir anlam yükleyerek otomobili değerlendirenler var. Kimileri TOGG’u daha otomobile binmeden “rejimin arabası” gibi etiketlerle değerlendiriyor. Kimileri ise sırf yerli bir marka olduğu için bütün eleştirileri reddediyor.
Bence her iki yaklaşım da yanlış.
Bir otomobili değerlendirirken siyasi kimliklerimizi değil; fiyatını, performansını, güvenliğini, konforunu, teknolojisini, servis hizmetlerini, işletme maliyetlerini ve kendi ihtiyaçlarımızı dikkate almalıyız.
Benim için mesele bu kadar basit.
Biraz da şans meselesi
Otomobil sahipliğinde şans faktörünü de küçümsememek gerekiyor.
Aynı marka ve model otomobili kullanan iki kişiden biri yıllarca hiçbir problem yaşamazken diğeri sürekli servise gitmek zorunda kalabilir. Bu yalnızca TOGG’a özgü bir durum değil; otomobil dünyasının genel gerçeği.
Ben şimdiye kadar kendimi şanslı grupta görüyorum.
Umarım bundan sonra da böyle devam eder.
Peki, bugün yeniden alır mıydım?
İki yıl önce “Beğenmezsem satarım.” düşüncesiyle aldığım otomobile bugün baktığımda, “İyi ki almışım.” diyorum.
Yakıt giderleri, bakım maliyetleri, sunduğu teknolojik özellikler, araç içerisindeki çeşitli uygulamalar, sessizliği, performansı ve konforu benim beklentilerimi karşılıyor.
En önemlisi de otomobilden aldığım keyif.
218 beygir güç ve 350 Nm tork üreten bir otomobili kullanırken, performans konusunda kendimi eksik hissetmiyorum. Üstelik bunu yaparken yakıt ve bakım maliyetlerini de kontrol altında tutabiliyorum.
Elbette TOGG herkes için en iyi otomobil olmak zorunda değil. Bir başkasının ihtiyaçları farklı olabilir. Benzinli, dizel, hibrit veya başka bir elektrikli otomobil onun için daha doğru tercih olabilir.
Herkesin arabası kendisine güzeldir.
Ben yalnızca iki yıl ve 30 bin kilometrelik kendi hikâyemi anlatıyorum.
Başlangıçta biraz merakla, biraz önyargıyla ve “Olmazsa değiştiririm.” düşüncesiyle aldığım TOGG, bugün benim için yalnızca bir otomobil değil; verdiğim iyi kararlardan biri.
Bu iki yılın sonunda gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:
Pişman değilim. Mutluyum.
Ve galiba bir otomobil satın alırken insanın aradığı en önemli şey de tam olarak bu:
Aldığı şeyden memnun olmak.
