Kitap incelemeleri kitapseverler için önemli bir yol göstericidir. İnsan kitap seçimi konusunda kararsız kaldığında bazı incelemelere bakarak kitap alabilir. Bir düşünce adamı olan Mustafa Özel de kitaplara farklı bir bakış açısıyla ele alan mühim bir isim. Elime onun inceleme kitabı olan “Roman Diliyle Siyaset” kitabı geçti. İçerik olarak sıra dışı incelemelere yer veren kitap hemen ilgimi çekti. Geçmişte yazılan romanları inceleyerek o kitapların dönem siyaseti üzerinden okumalarını yapıyordu. Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Emile Zola, Joseph Conrad gibi birçok yazarın kitabını incelemiş.
Her bir sayfada önemli gördüğüm yerlerin altını çizerek ilerliyordum. Çizdiğim bölümler üzerine de düşünüyordum. Gerçek manasıyla iyi bir yazar, güçlü gözlemlerle ve ortaya koyduğu derinlikli fikirlerle iyi okumalar yaptığı kanısı bende net olarak oluştu.
Tüm bu düşünceler etrafında kitabı okumaya devam ederken beni şok eden satırlarla 154. sayfada karşılaştım. İlgili sayfalarda Emile Zola’nın Para adlı romanı inceleniyordu. Karakterler Saylav, Saccard, Kontes gibi isimler üzerinden değerlendirmeler yapıyordu. Dönemin ekonomik anlayışı üzerineydi bu değerlendirmeler. Kapitalizmin iyiden iyiye alan açtığı bir dönem olduğu için bazı şeyler beni şaşırtmadı. Beni şok eden satırlar ise şöyleydi.
Saccard: Hah, tamam itiraf ettiniz işte! İmparatorluk Yahudilere satılmıştır, pis Yahudilere. Bütün paramız onların çengel parmakları arasına düşmeğe mahkum. Uyuz mikrobu gibi, kanını emdikleri milletlerin içinde, asırlardan beri ilerleyen, altının yenilmez kuvveti sayesinde, günün birinde mutlaka sahip olacakları dünyayı, tükrüklere, dayaklara rağmen fethe doğru giden bu dalavereci ve tefeci ırk…
Gelelim günümüze 2026’ya… Bugün siyonist düzen tefecilikle dünya ekonomik sistemini ele geçirmedi mi? Tefecilikten kazandıkları paralarla büyük sermayeler elde edip iş sahalarını genişletmediler mi? Kazandıkları paralarla ırkçı bir tutum takınarak kendi sapkın öğretilerini hayata geçirmek için çeşitli toplumlara karşı katliamlara girişmediler mi? Yaptıkları katliamlara çeşitli kılıflar uydurarak meşru hale getirmediler mi? Olumsuz düşünceleri bertaraf etmek için para ve medya yoluyla karartma uygulamadılar mı? Ayrıca bugün kendi ırkçılıklarına dünyada milyonların sempati duyduğunu onlar da biliyorlar.
Emile Zola bu öngörüye 19. yüzyılın sonlarında sahip olmuş. Hem de ne tespitlerle hem de kitabın ortasından… Yukarıdaki satılar üzerine cilt cilt kitap yazılabilir. Saatlerce konferans verilebilir. O ise sadece birkaç satırda olayı özetlemiş. Ne yazık ki günümüzde söylenenden çok daha fazlasını yaptılar. Emile Zola bugünleri görseydi. “Ben dememiş miydim?” derdi.
Gelelim günümüz insanına, bir düşünce adamı olarak Emile Zola o gün herkesi uyarmış. Bugünün insanı için şöyle diyebiliriz.Siyonistlere karşı harekete geçmek şöyle dursun, onları aklamaderdinde olanlar var. Ey insanlık daha neyi bekliyorsun? Bunların dünyayı ateşe vermesini mi? Ben söyleyeyim. Dünya ateşe verilince birçoğumuz belki de olmayacağız. O zaman söz hakkında kalmayacak.
Kaynakça: Mustafa Özel, Roman Diliyle Siyaset, Küre Yayınları, İstanbul, 2018.
