Kendisi ile yaklaşık 21 yıl önce, bir projede çalışırken tanışmıştım. Yıllar sonra havanın güzel olması nedeniyle Şile’ye gelmişti ve bir kahve içme isteğini kırmadım.
İşinde başarılı bir mühendisti ancak çalışmak için insan kaynakları alanını seçmişti. Çalıştığımız süre boyunca parmaklarındaki yara bantları hiç eksik olmadı.
Parmaklarına yara bandı takma nedenini anlattığında, 51 yıllık hayatının neredeyse 43 yılında parmaklarının neden yara bandı ile dolu olduğunu anladım;
- Gerildiğimde, parmaklarımın yanındaki deri parçaları ile oynuyordum ve sinirlendiğim belli olmasın, sakin kalayım derken onları kopartıyordum ve kanıyordu. Bu yüzden de yara bandı ile onları kapatırdım. Strese girdiğimde tekrar kopartmayayım diye yapıyordum bunu.
- “Artık strese girmiyorsun sanırım çünkü yara bandı yok parmaklarında” dediğimde gülümseyerek cevap verdi
- “İstifa ettim Hakan, her şeyden istifa ettim, çalışmayacağım”
- “Neden istife ettin? Başarılı bir İnsan Kaynakları Yöneticisiydin”
- “Bir anne yüzünden istifa ettim. Biliyorsun personel seçme ve yerleştirme işindeydim. Bir çok aday ile görüşüyoruz, envanterler uyguluyoruz, ölçümler yapıyoruz vs. Bir adayın işe uygun olmadığını kendisine bildirdikten sonra yaptığım konuşma bu kararı almama neden oldu”
- “Seni bu kararı almaya iten ne oldu ki bu adayda?”
- “Aday değil, Annesi etkili oldu. Aday, tüm ölçümlerde Türkiye ortalamasının altındaydı. Kendisinin, ilgili pozisyona uygun olmadığını söyledikten yaklaşık 10 dakika sonra Annesi beni aradı”
- ” Eee, sonra?”
- Telefonu açtığımda ‘Oğlumun işe uygun olmadığının kararını sen mi vereceksin? Biz onu hangi özel okullara gönderdik biliyor musun sen? Onun için çok para harcadık? Senin gibi birisi mi onu değerlendirecek? Bana oradan bir yetkiliyi bağlayın, siz kimsiniz’ diye bağırmaya başladığında, yine tırnaklarım ile oynadığımı ve stresten oradaki deriyi kopardığımı, parmağımı kanattığımı fark ettim. Neden bu tür insanlar ile uğraşıyorum ki dedim ve Genel Müdür’e istifamı verdim” dedi.
Asıl dikkatimi çeken şey, onun sıkılması, iş tatmininin düşmesi değildi, görüştüğü aday’ın Annesinin tavrıydı.
Aile’lerin çocuklarını yetiştirme ve hayata hazırlama aşamasındaki aşırı koruyucu tavrı, harcadıkları özel okul paralarının karşılığını beklemeleri, çocuklarına superman ya da supergirl olarak davranmaları ancak ilk zorlukta çocuklarının tökezlemesi ve yine sorunu Anne’nin çözmeye kalmasıydı dikkatimi çeken.
Okulda başarısız not aldığında, okulu ve öğretmeni suçla,
Okul takımına alınmadığında, sahayı ve antrenör’ü suçla
Ödevini yapamadığında ödev sistemini suçla
Çocukta hiç suç yok çünkü o XYZ okuluna gidiyor, yılda 600.000 TL veriyoruz, para verdiğim için suç bizim çocukta olmaz, sistemde olur düşüncesiydi ilgimi çeken.
Çocuklarımız kırmızı pelerini olan Superman ya da Supergirl’ler değil, normal insanlar.
25 yaşına gelmiş birey, hayatında sorunlarla karşılaşacak, sorunlarını O çözecek. Annesi-Babası, telefonla araya birisini koymayacak.
