Sadettin Ökten üstaddan devam edelim istiyorum. Çünkü sözünün tesirinin kıymetli olduğu isimlerden birisi olarak bize çok şeyler söylemeye devam ediyor. Bir programda üstada şöyle sordular:
Kıymetli babanızdan size kalan en önemli miras nedir?
Sorunun ardından büyük bir sükunete daldı. Bekledi ve cevapladı.
Ciddiyet!
Evet, belki de başka cevaplar bekliyorduk ama gerçek manasıyla üzerine düşünülesi bir cevapla karşılaştık. Çünkü bugün insanlık ciddiyetini kaybetti.
Sadettin Ökten üstad söze şöyle devam etti. “Babam bize her yaptığımız işe ciddiyetle yaklaşmamızı isterdi.”
Gerçekten öyledir. Hayatta önemsiz gördüğümüz işlerden en önemli gördüğümüz işlere kadar ciddiyetle yaklaşmak gerekir. İnsan, ciddiyetle yapılan işe saygı duyar. Bununla birlikte işi yaparken önem verdiği için kaliteli bir iş ortaya çıkar.
İş kavramı dışında hayatın içindeki olumlu ve olumsuz vakaların değerlendirmesinde de ciddiyet gerekir. Olaylar ciddiyetten uzaklaşınca magazinleşir ve bakış açımız hafifler. Bugün dünya üzerinde pervasız bir azgınlık hüküm sürmekte ve dünyanın gerikalanı bu azgınlığa karşı perde arkasında magazinsel bakış ile yaklaşmakta. Oysaki tehlike senin de kapını çalacak. Global dünyada bir meselenin doğrudan veya dolayı bir toplumu etkilememe ihtimali kalmadı artık.
O zaman bireysel meselelerde ve toplumsal meselelerde ciddiyeti kaybetmemek lazım diye belirtelim. Meselelere; aman yahu gül geç! Ne var bunda canım, çok da takılma, aman her şeye de bu kadar özenilmez. Boş ver yahu sen de ne kadar her şeyi önemsiyorsun, ben mi ilgileneceğim benim işim değil diye kalıplaşmış yaklaşımlarla bakarsak kaybettiklerimiz çoğalacaktır.
