Yaşadığımız çağın ışıltısı içinde kayboluyoruz. Renkli tabelalar, dev binalar, ışıl ışıl elbiseler, göz alıcı teknolojiler, konfor sağlayan alt yapı… Hepsi bizim için bulunmaz nimet gibi. Böyle bir hayatın içinde ne zaman zorlu bir mesele ile karşılaşsak ve bununla birlikte bize ait ışıltının sorunları çözemediğini görürsek serzenişlerimiz ortaya çıkıyor. Devir ne kadar kötü oldu, her şey çok berbat oldu, neden bu sorunlar başımıza geliyor gibi sorularla sorunu anlamaya çalışıyoruz. Ne yazık ki meseleyi anlayamadığımız için ruh bozukluğu, sinir, yalnızlık buhranı, hayal kırıklığı, aldatılmışlık hissi, sinir krizi, öfke ve nefret gibi duygulara kapılıyoruz. Aslında reçete çok basit, insanın kendine ait değer kodlarını bilmesi bunu anlamak için yeterli.
Bir örnek üzerinden insani değerleri ifade etmek isterim. Köylü Ahmet abi ile karşılaştığımızda onunla geçireceğimiz on beş dakika değerlerimiz anlamak için yeterlidir. Şöyle bir alışveriş sahnesi kurgulayalım. Köy meydanında önüne koyduğu biber, patlıcan, domates, kabak ve karpuzu satmaya çalışan Ahmet abi ile karşılaşınca önce selam veririz ve hayırlı işler dileriz.
Saygı
Hemen selamı alır ve elini kavuşturarak sorulacak sorulara cevap verme ve müşteriyi memnun etme adına hazır kıta bekler. Biz ne söylersek ona karşılık olarak bizi anlamaya çalışır. Fazladan konuşmaz, işin özünü en ince cevaplarla ifade eder.
Dürüstlük
“Ahmet abi karpuz cinsi ne?” diye sorduğunda çekirdek karpuz der. Ardından ilaç verdin mi deyince “Yalan olmasın gelişsin diye biraz gübre verdim der.” Orada gerçeğin ifadesini görürüz.
Samimiyet
Alışveriş devam eder. Poşetlerin içine yarım kilo biber, bir kilo patlıcan girerken köşedeki kahveden çay ikram etmeyi bile teklif eder. Oysaki kazanacağı üç kuruştur ama o dost kazanmayı seçer.
Sıcakkanlı
Bazen merak eder. “Sen nereden gelip nereye gidiyorsun?” Cevap verirsin. Gülümser. “Köyümüzü beğendin mi?” diye sorar ardından kendi köyünü ve üretim sürecini anlatmaya başlar. Farkında olmadan birçok şeyi dile getirmiştir. Sanki kırk yıllık arkadaş gibi hissedersin.
Cömert
Sebzeler ve meyveler tartılır. Sıra para hesabına gelir. Rakamlar toplanmaya başlar. Poşetin içine iki domates atar bunlar benden olsun der. Karpuzun fiyatını 110 tuttu ya sana 100 olsun diye aşağı yuvarlar. Böylece gerçek hesabın biraz altında hesapla karşılaşırsın.
İnançlıdır
Parayı uzatırsın. Kazandığı paraya minnettardır. Bereket okur. Bereket diler. Malının karşılığını aldığı için tebessüm eder. Ardından şükreder.
Alışveriş bittiğinde anlarsın ki gönlün kazanılmıştır. Sen de bir gönül kazanırsın. On beş dakikada çok fazla ders almışsındır. Hayatın kıyıcı olumsuzlukları yanında belki de tüm gün yetecek kadar güzel şey yaşamışsındır. Değerleri bir bütün şekilde görmüşsündür. Ahmet abilerin toplumda çoğaldığını ve insani değer sorunlarının azaldığını da çoktan hayal etmeye başlarsın.
