Bir şehrin gerçek zenginliği, caddelerinin genişliğiyle, binalarının yüksekliğiyle ya da nüfusunun kalabalıklığıyla ölçülmez. Bir şehri şehir yapan; yetiştirdiği şairler, yazarlar, sanatçılar ve onların fikirlerini geleceğe taşıyan kültür ocaklarıdır. Bu ocakların en kıymetlilerinden biri ise hiç şüphesiz edebiyat dergileridir.
Uzun yıllardır Türkiye’nin dört bir yanında yayımlanan şehir dergilerini ve edebiyat yayınlarını büyük bir ilgiyle takip ediyor, imkân buldukça yayın kurullarıyla irtibat kurmaya çalışıyorum. Çünkü inanıyorum ki her dergi, Anadolu’nun bir köşesinde yanan mütevazı bir kültür kandilidir. O kandilin ışığı bazen bir gencin ilk şiirini, bazen bir hikâyecinin ilk öyküsünü, bazen de unutulmaya yüz tutmuş bir değerin yeniden hatırlanmasını sağlar.
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi olarak biz de bu anlayışla üç ayda bir yayımladığımız Dijital Manisa dergisini üçüncü sayısına ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Gayemiz yalnızca bir dergi çıkarmak değil; Manisa’nın kültürel hafızasını kayıt altına almak, yeni kalemlere cesaret vermek ve şehrimizin edebî iklimine katkı sunmaktır.
Bu vesileyle Anadolu’nun farklı şehirlerinde benzer gayretleri sürdüren bütün dergi emekçilerini gönülden tebrik ediyorum. Onlar, görünmeyen ama çok kıymetli bir kültür nöbetini fedakârca devam ettiriyorlar.
Geçtiğimiz günlerde Manisalı hemşehrimiz Abdil Kurt Bey ile gerçekleştirdiğimiz telefon görüşmesinde, yayın kurulunda yer aldığı Pinhan Kültür ve Edebiyat Dergisi’nden söz etti. Aydın’da yayımlanan bu derginin edebiyat adına ortaya koyduğu samimi çaba beni ayrıca memnun etti. Kendilerini ve derginin yayın kurulunu, ağustos ayında gerçekleştireceğimiz Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi İrfan Meclisi Edebiyat Sohbetleri’ne davet ettik. İnşallah 6 Ağustos Perşembe akşamı düzenleyeceğimiz şiir ve türkü dinletisinde Pinhan Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Okan Aksoy’u ve yayın kurulunu Manisa’da misafir edeceğiz. Farklı şehirlerde yeşeren edebiyat iklimlerinin aynı sofrada buluşması, kültür hayatımız adına son derece kıymetlidir.
Bu sabah kliniğime ulaştığımda kargodan gelen mütevazı bir paket beni bekliyordu. Paketin içinden Pinhan Dergisi’nin sayıları ile birlikte Genel Yayın Yönetmeni Sayın Okan Aksoy’un kendi kaleminden çıkan “Yarım Kalan” isimli şiir kitabı çıktı. İnce bir düşüncenin ve gönül zarafetinin nişanesi olan bu kıymetli hediye beni ziyadesiyle mutlu etti. Sayın Aksoy’a ve Pinhan Dergisi’nin bütün emekçilerine teşekkür ediyor, yayın hayatlarında bereketli ve uzun yıllar diliyorum.
Pinhan Kültür ve Edebiyat Dergisi, “Kelimelerin izinde, saklı olanın peşinde…” mottosuyla yola çıkan; şiir, hikâye, deneme, söyleşi ve etimoloji yazılarını aynı çatı altında buluşturan özgün bir edebiyat mecrasıdır. Aydın merkezli olarak yayımlanan dergi, yalnızca bulunduğu şehre değil, bütün Türkiye’ye seslenmeyi hedefleyen güçlü bir kültür anlayışı ortaya koymaktadır.
Her sayısında bir edebiyatçıyı kapak konusu yapması da derginin dikkat çekici yönlerinden biridir. İlk sayısında Selim İleri’yi, ikinci sayısında Cahit Zarifoğlu’nu, üçüncü sayısında Didem Madak’ı, ardından Orhan Veli Kanık’ı, Cemal Süreyya’yı, Nilgün Marmara’yı ve Oğuz Atay’ı okurlarıyla buluşturması, edebiyat tarihimizle yaşayan bir bağ kurma gayretinin güzel bir örneğidir.
Genel Yayın Yönetmeni Okan Aksoy, Yazı İşleri Müdürü M. Erhan Ak ve Editör Harun Kaya’nın öncülüğünde öğretmenlerden, bağımsız yazarlardan ve genç kalemlerden oluşan çok sesli bir kadro ile hazırlanan Pinhan, yeni yazarların kendilerini ifade edebilecekleri önemli bir platform hâline gelmektedir. Her sayısında yer alan “Derkenar” yazıları, nitelikli şiirler, öyküler ve edebiyat dünyasının güçlü isimleriyle yapılan söyleşiler, dergiyi sıradan bir süreli yayın olmanın ötesine taşımaktadır.
Aslında mesele yalnızca bir dergi çıkarmak değildir. Bir dergi, aynı zamanda bir medeniyet iddiasıdır. Bir fikir mektebidir. Bir neslin hafızasını oluşturan, kelimeleri geleceğe emanet eden sessiz bir üniversitedir. Bugün büyük şairlerimizin ve yazarlarımızın önemli bir kısmı ilk adımlarını bu mütevazı dergilerde atmışlardır.
Ne var ki bu büyük emekler çoğu zaman sınırlı imkânlarla ayakta durmaya çalışmaktadır. Oysa marifet iltifata tâbidir. Kültür ve sanat alanında fedakârca çalışan dergilerin yaşatılması yalnızca yayıncıların değil, toplumun ve kamu kurumlarının da ortak sorumluluğudur. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, yerel kültür dergilerine ve bağımsız edebiyat yayınlarına daha güçlü destek vermesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü kültüre yapılan yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırımdır.
Anadolu’nun her şehrinde yeni Pinhan’ların, yeni dergilerin, yeni kültür ocaklarının çoğalmasını temenni ediyorum. Çünkü biliyoruz ki bir millet önce kelimelerini kaybederse, ardından hafızasını kaybeder. Hafızasını kaybeden toplumlar ise geleceğini inşa edemez.
Aynı yolda yürüyenler, aynı heyecanı paylaşanlar ve aynı kültür davasının yükünü omuzlayanlar birbirlerini söz söylemeden de anlarlar. Çünkü onları buluşturan şey menfaat değil, muhabbettir; şöhret değil, hizmettir. Kalemin yükünü omuzlayan, kelimenin izini süren, kültür nöbetini sessizce tutan bütün gönül insanlarına selam olsun. Dertlilere selam olsun…

