Son dönemde öyle acı şeylere tanıklık ediyoruz ki maalesef evlat yetiştirme konusunda sıkıntılarımız var. Zamanın insanı az bulduğu şeye altın muamelesi edince günlerin sonunda kendisi değersiz konuma ulaştı. Çok şeyi bilen özgür çocuklar şimdilerde yüz kızartıcı suçların müsebbibi olmaya başladı. Gerek yazılı gerek görsel basında gördüğümüz her haberden sonra şu soru soruluyor. Nerede hata yaptık? Nasıl düzelecek?
Öncelikle sorunun muhatabını başka yerlerde aramayı bırakalım. Bu ülkede herkes kendi kapı önünü süpürse mevzu ciddi manada iyi noktaya gelir.
İlk yapılması gereken şey özeleştiri. Biz görmedik bizim çocuklar görsün anlayışının getirdiği nokta sınırını bilmeyen bir profil ortaya çıkardı. Her istediği önüne konan bilinçli bir insan bile yeni bir durumda çok daha büyük bir şey isteyecektir. Sonuçta nefsin sınırları yok. Çocuk da böyle. Nasıl olsa annem yapıyor nasıl olsa babam yapıyor diye diye en sonunda nerede durması gerektiğini unuttu. O zaman çocukların istediği her şeyin olmayacağını ilk önce kendimize telkin etmemiz lazım. Eski çağın insanları çocuğun her istediğini yapmazdı. Üstüne üstlük bir şeye sahip olması için emek vermesi gerektiğini öğretirdi. Şimdilerde insanlar benim kızımın-oğlumun milleten neyi eksi deyip onları şımartıyor. Bedelini de yaşayarak görüyoruz.
Bir başka husus modernist bakış açısı ile çocuğunun arkadaşı ol diyen psikoloji öğretileri. Tarihten bugüne insanın aile içindeki ve toplum içindeki rolleri nettir. Bu roller maalesef milenyum çağından sonra belirsizleştirilmeye başladı. Böyle bir durumda kim nerede duracağını bilmez. Dolayısıyla çocuk da anne ve baba karşısında yetişkin rolü yapıyor yeri geliyor, onlara hükmetmeye başlıyor. Hiyerarşinin bozulmasına net olarak bunu örnek verebiliriz. Çocuğun konumunu ona hatırlatmak ve ona göre davranmak zorundayız. Bu demek değildir ki çocuğu yok sayalım aksine çocuğun görüşlerinin alınacağı onun da aileye ait olduğunun hissettirileceği bir ortam olmalıdır. Fakat son noktada anne ve babanın otorite olduğu çocuğa öğretilmelidir.
Benim çocuğum mükemmel anlayışından vazgeçilmelidir. Hiç kimse mükemmel olamayacağı gibi her yıl doğan yüz binlerce çocuk da mükemmel değildir. İyi yetiştirilmiş bir çocuk ahlak, değerler, çalışkanlık ve üretkenlik adına değerli bir çocuk olabilir. Onun da şartları bellidir. Biz ise sadece kendi çocuğumuz olduğu için onu mükemmel ilan edip en ufak bir sıkıntıda savunmaya geçiyoruz. Ne yazık ki artık ört bas edilemez bir hatada yaşadığımız hayal kırıklığı da tarif edilemez noktaya ulaşıyor. Eskileri cahil(!) diye kodlayıp geçiyoruz. Onların irfani bakış açısıyla yetiştirdikleri çocuklar belli olgunluğa erişmiş olarak hayata atılıyordu. Çünkü sınavları geçerek ilerliyorlardı. Biz bu konuda kendimize çekidüzen verelim.
Okula gönderirken oraya talep eden değil de hizmetkarların -öğretmenlerin- sanki ona hizmet edecekmiş havasındaki düşünce dünyamız çocuğun talebe olarak mektepten ne beklediği konusunda onu yanılgıya sürüklüyor. Çocuk hedefler yönüyle nereye varması gerektiğinin farkında bile değil. Öğretmenin küçücük otoritesi karşısında ailesine koşuyor. Eskiler öğretmeni bir anne- baba bilip eti senin kemiği benim derdi. Şimdilerde hemen okula gelip öğretmenle karşı karşıya gelmek istiyorlar. Ailede görmediğini okulda da almayan çocuk ne yazık ki pervasız bir birey olarak hayata karışıyor. Böyle olmasını istemiyorsak o zaman okula ve öğretmene güvenmek zorundayız.
Evlatlarımızdan genel olarak yanlış şeyler isteyip büyük beklentilere giriyoruz. Benim çocuğum doktor olarak kariyer yapacak çok para kazanacak itibar sahibi olacak derken bir de baktık ki doktor yoğun bakımda bebek öldürüyor, öğretmen görevden kaçıyor, siyasetçi yolsuzluk yapıyor, tüccar maldan çalıyor, çiftçi ürünü zehirliyor… Bizim çocuk belki de çok para kazandı ama bir ahlaksız olarak ne yazık ki değerler sınavını geçemedi. Her gün ekranlara düşen gazeteye yansıyan vakaları izlerken okurken acaba bu doktor, öğretmen, polis, çiftçi kim diye soruyoruz. Onlar bizim çok çok çok şeylere sahip olacak diye yetiştirdiğimiz evlatlarımız. O zaman kariyer ve para beklemeden önce ahlak bekleyelim.
Çocuklarımız rol model bulamıyor. Ya iyi rol model olalım ya da biz olamıyorsak iyi rol model örnekleri gösterelim. Yoksa çocuklar bizden görmediklerini sanal dünyada arıyor. Orada hangi karanlık sokaklarda kiminle muhatap olduğu belli olmuyor. Bir bakmışız bizim çocuk artık tanınmıyor, başka bir şey olmuş ve ne yazık ki sonra da kötü örnekler sergilemeye başlıyor. İnsan iyiye yönelirken rehbere ihtiyaç duyar lütfen bu konuda çok geç kalmayalım. Yoksa bir bakmışız biz yetiştirmişiz eller almış olur.
Velhasıl suçumuz günahımız çok. Yapılabilecekler de çok açık bellidir. Öncelikle kendimiz milli ve manevi iklimde yaşamalıyız. Ardından örf adetlerimizin bize verdiği değerleri özümsemeliyiz. Çok zor değil eskiden neler yapılıyorsa yapsak bile bugün karşılaştığımız yakıcı sorunlarla karşılaşmayacağımıza emin olabilirsiniz. O zaman bu sınavı geçmiş sayılırız.

Emeğine, yüreğine sağlık Ali Can hocam.