Geçtiğimiz hafta modern dönem İsrail devletinin kuruluşu adına yapı taşı isimlerden birisi olan Elizer Ben Yehuda’nın inanılmaz mücadelesini ele almıştık. En kritik dönemde Yahudilerin bir milli benlik anlayışı etrafında toplanmasına vesile olan isimlerin başına adını yazdırmıştı. Onun açtığı yolda bugün küresel düzenin sahibi olan bir anlayışa vardılar ve pervasız bir azgınlıkla hedeflerine adım adım yürüyorlar.
Bu konuya binanen gelinen noktayı ifade edebilecek bir haberi sizlerle paylaşayım. “Mescid-i Aksa’yı Gasp Planı” Yeni Şafak gazetesinin verdiği haberin kısa içeriği şöyle: ABD ve İsrail’in bu kez Mescid-i Aksa’yı gasp etme hesabı yaptığı ortaya çıktı. Sızan bilgilere göre amaç kutsal mekânı “Çok dinli ibadet merkezi” ilan etmek. Dünyayı yeni savaşlara sürükleyebilecek girişimin içinde Trump’un damadı Kushner ve Abd İsrail büyükelçisi Huckabee de var.
Bu haberin detayları da verilmiş lakin meselenin özü adına bu kadar yeterlidir diye düşünüyorum. İsrail’in Süleyman Mabedi’nin yeniden inşası adına ortaya koyduğu çabayı dünyada bilmeyen yok. İki kez yıkılan mabedin üçüncü kez ayağa kalkması adına inanılmaz çaba sarf ediyorlar. Geçtiğimiz aylarda katil Netenyahu, Mescid-i Aksa’nın altına kazılmış tünellere girip oradan dünyaya poz verdi. Bu pervasız sahne maalesef Müslüman dünyasında büyük tepkilere neden olmadı.
Bu durumun üzerine yukarıdaki haberi görünce pek şaşırmadım. İsrail devletinin planını dolaylı yoldan işletme çabası diye okudum. Direkt olarak el koyma karşısında – yakın dönem için pek umudum olmasa da- gelebilecek tepkiler yerine önce çok dinli alan ilan edip sonraki dönemlerde gasp etme yoluna gideceklerdir. İki yol yani mabedin çöküşüne sebep olmak veya gasp etme yöntemi hangisi olursa olsun nihai amaç orada Müslümanların ilk kıblesini yok edip yerine Süleyman mabedini dikmektir.
Elizer Ben Yehuda’nın döşediği işgal taşları bugün onlar adına meyvelerini veriyor. Ben Yehuda Siyon Dağında kendi adına belki huzurludur. Fakat biz İslam alemi adına çok huzursuzuz. Mübarek Kurban Bayramı’nın son gününü yaşadığımız şu günde niyazımız gelecek bayramlarda daha özgür bir Müslüman alemidir. Belki de gasp ve işgalin bitişini de görürüz inşallah.
