Merhametle ezilen bir çocuğun, iyilik adına sığınılan cümlelerle elinden alınmış hayatının hikâyesi sanırım herkese tanıdık gelecektir. Kendi adına karar vermekten aciz çocuklar yetiştirmeyi marifet sanan; kendi sevgisine doymamış annelerin, sevgiden boğulmuş çocukları onlar.
Bir kadının, kendi özgürlüğünü tanımlayamadan erken anneliğe savrulması… Ve bu savruluşun hayata verdiği en büyük fire: çocuk yetiştirmek. Kendi yapamadıklarını çocuğuna yaptırmak isteyen anneler kadar, her şeye izin vererek sevgiyi sınırsızlık sanan annelerin de başka bir yüzüyle karşılaştı bu çocuklar, yarının yetişkinleri oldukları hep göz ardı edilendiler. Bundan habersiz ebeveynler tarafından, kimi zaman merhametle ezildi, kimi zaman sevgiyle boğuldu, kimi zaman da özensizce hayata bırakıldı. Peki neydi doğru annelik? Ya da vardı mı böyle bir olgu?
Annelik, doğruyu öğretmek değil; çocuğun kendi doğrusunu bulmasına engel olmamaktı. Hayatın temel taşlarını döşerken, bir çocuğa sadece hayat vermek yetmiyordu. Onu kendi hayatından ayırabilmek anneliğin asıl marifeti. Ne merhametle ezmek ne sevgiyle boğmak… Sevgi; tutmak değil, gerektiğinde bırakabilmekti.
Çocukluğunun annesiyle büyüyen, yetişkinliğinin annesiyle yeniden karşılaşabilen bir annenin tecrübeyle yoğrulmuş çocukları vardır bir de. İşte onlar hayatta nadir karşılaşabileceğiniz annelerden… çocuğunun büyüdüğünü kabul edip var oluşu ile yaşamak ailesiyle. Bir de hâlâ hasta olduğunda acı şurubu “tatlı” diye içirebileceğini sanan anneler… Oysa hayat ya acıdır ya tatlı. Ve zamandan geçince o zaman, hiçbir söz, o acıyı gizleyemez. Bir annenin öğüdünün en boşa çıktığını fark eden bir genç işte o sınırda anneye saygıyı azaltır, sevgiyi baki kılmak ise yine annenin elinde. Çünkü bir yerden sonra insan, başkasının sözüyle değil; hayatın gerçeğiyle, kendi başına yüzleşmek zorundadır.
Ve belki de en acı olanı şu; biz de böyle büyüdük diye veryansın edip ömrünü çocuklarına adayıp kendini hiçe saymak ya da çocuklarını hiçe sayıp var kendi oluşunu tamamlayabilmek. Belki hepimiz eksik öğrendik, eksik sevdik ama şimdi… kendimize bakabilecek bir yerdeyiz. Çünkü annelik; yanlışını görebilecek kadar olgunlaşmak olmalı? Kendinize bakıp anneliğinizi sorgulayabilecek olgunlukta mısınız?
