Ben Elvan Ergene; yazar ve şairim. Bugün sizlerle çok değerli bir gönül sofrasından bahsetmek istiyorum. Manisa’nın o güzel şehzadeler şehrinde bulduğum huzuru sizlerle paylaşmak istedim. Biliyorsunuz ki ben okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Gittiğim yolları ve okuduklarımı sizlerle dostane bir şekilde paylaşmak arzusundayım.
Manisa’mızın öyle bir yuvası var ki, adı üstünde: yuva… Sıcacık çayıyla, samimi sohbetiyle Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği. Ama biz oraya “dernek” demiyoruz; orası, aile sıcaklığını hissettiğimiz yuvamız.
Başımızda Muzaffer Yurttaş hocamız var, sağ olsun. Bizlere her zaman bir abi, bir baba şefkatiyle rehberlik ediyor. Her ayın ilk haftası geldiğinde, “Acaba bu ay ne öğreneceğiz, hangi dostlarla bir araya geleceğiz?” diye heyecanla yola çıkıyoruz.
Dışarıda kışın Manisa’nın ayazı, yazın ise kavurucu sıcağı olsa da biz kapıdan içeri girdiğimiz anda, dostların sıcaklığıyla her şeyi unutuyoruz. İçeri girer girmez dışarıdaki ayaz ve sıcak, yerini derin bir huzura bırakıyor. Hemen çaylar demlenir, bardaklar dolup boşalır. Orada kimse kimseye yabancı gibi bakmaz; muhabbet vardır, sohbet vardır, samimiyet vardır.
Bir de o kıymetli dostlarımız ve hocalarımız… Söze başladılar mı, odada çıt çıkmaz. Her biri adeta birer derya deniz… Hocalarımız anlattıkça ben de hemen kalemimi, defterimi çıkarır; o değerli ağızlardan dökülen güzel öğütleri not ederim.
Türkçemizin o güzel kelimeleri havada kalmasın isterim. Orada ne bir konu ne de bir insan yapmacıktır; her şey olduğu gibi, en doğal hâliyle akıp gider. Yazmayı seven, kelimelere âşık bir anne ve yazar olarak, kaleme aldığım her kelimenin benim için bir mücevher kadar değeri vardır.
Bizler de siz değerli dostlarımızı, bu güzellikleri paylaşmak adına aramızda görmek isteriz. Eğer siz de böyle samimi bir ortamda bulunmak, bir bardak tavşan kanı çay eşliğinde edebî bir sohbete ortak olmak isterseniz; kapımız her zaman sonuna kadar açık, gönlümüzde herkese yer var.
Her ayın başında bu güzelliği paylaşmak için sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.
