Sanat dalları arasında bir ayrım yapmak zordur ancak birisini tercih etseydiniz, hangisini en tepeye koyardınız? Benim tercihim müzik olurdu. Aslında bu tercihimi etkileyen en önemli neden, hayatımda büyük önemi olan iki filozoftur; Schopenhauer ve Nietzsche. Her ikisi de aşkın olma sürecini müzikte bulmuş ve sanatın en tepe noktası olarak göstermişlerdir.
Müziği diğer tüm sanatlardan (resim, heykel, şiir, tiyatro) ayırıp felsefi olarak “Sanatın En Tepesi”ne yerleştiren ilk kişi ontolojik (varlıksal) gerekçelerle Schopenhauer’dur. Schopenhauer’a göre resim veya heykel sadece doğadaki nesnelerin birer kopyasıdır. Şiir ve edebiyat kelimelere yani kavramlara muhtaçtır. Müzik ise hiçbir nesneye, görsel kopyaya veya kelimeye ihtiyaç duymaz. Müzik, evrenin ve insanın özü olan o çıldırtıcı “İrade”nin (Arzu/Yaşama Hırsı/Wille) doğrudan ve aracısız tezahürüdür. Bu yüzden kendisine göre müzik ruhun dilidir, sanatın zirvesidir.
Nietzsche, Schopenhauer’ın “İrade ve Tasarım Olarak Dünya” kitabını okuduğunda adeta çarpılmıştır ve kendisinin ilk önemli eseri olan “Tragedyanın Doğuşu” kitabını tamamen Schopenhauer’ın bu müzik teorisi ve ünlü besteci Richard Wagner’e olan hayranlığı üzerine kurar ama müziğe Schopenhauer’dan farklı bir misyon yükler. Schopenhauer için müzik, hayatın acılarından, arzunun yıpratıcılığından bir anlığına kaçmak, bir limana sığınmak ve acıyı uyuşturmak içindir yani bir tür anestezi veya terapi işlevi görmektedir. Nietzsche’ye göre ise müzik, hayattan kaçmak için değil, hayatın tüm acılarına ve trajedilerine rağmen “EVET” diyebilmek, yaşamı coşkuyla kucaklamak (Diyonisosçular gibi) ve gücü hissetmek içindir.
Bugün İstanbul’da konseri olan İngiliz Rock grubu “Skunk Anansie” aslında bu iki filozofun fikrini doğrular şarkıları yapan ender gruplardan birisidir. Bu önermemi, yazdıkları ve besteledikleri 4 şarkı ile örneklendirebiliriz. Bu şarkılar “Hedonism”, “Charlie Big Potato”, “Because Of You” ve “You Saved Me”…
Schopenhauer ve Nietzsche ekseninde ilk şarkı olan “Hedonism” dinlendiğinizde, haz kavramının nasıl bir silaha ve bencilliğe dönüşebileceği muazzam bir cesaretle yüzümüze vurulmaktadır. Şarkıdaki iki karakter arasında devasa bir bencil/kurban dengesizliği vardır. Karşı taraf (bencil partner) sadece kendi anlık hazzına, iyi hissetmesine odaklanmıştır. Şarkının o ikonik nakaratı tam olarak bu bencil hıza atılmış ağır bir tokattır; “Sırf sen iyi hissediyorsun diye, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez”. Bu cümle, narsistik bir partnerin “Ama ben çok mutluyum, sorun ne ki?” umursamazlığına verilmiş en yalın ve en güçlü cevaptır.
Şarkının en can alıcı yerlerinden bir diğeri de, Skin’in bağırarak değil, adeta bir fısıltıyla veya tükenmişlikle söylediği şu kısımdır “çünkü ihtiyacım olan şey çocuk, birazcık sessizlik… Kendi evimde”. Buradaki “kendi evim”, sadece fiziksel bir bina değildir. İnsanın kendi zihni ve ruhudur. Bencil ve çalkantılı bir insanla birlikte olmak, kişinin kendi iç dünyasındaki huzuru ve gürültüsüzlüğü yok eder. Şarkı, bir ilişkinin insanı artık kavga edecek enerjiden bile mahrum bırakıp “sadece biraz huzur ve sessizlik” dileyecek raddeye getirmesini anlatır.
Müzikal açıdan baktığımızda, şarkının yapısı bir içsel volkan gibidir. Sakin, mesafeli, hayal kırıklığıyla dolu ve gözlemcidir. “Mutlu musun şimdi ben kanıyorken?” derken bile bir kabulleniş vardır. Şarkının en kehanet dolu yeri, “Her şey üzerine yıkıldığında, herkesi kendinden uzaklaştırdığında ne yapacaksın merak ediyorum…” Bu söz, karşı tarafın o anlık hedonizminin gelecekte büyük bir yalnızlığa yol açacağını soğukkanlılıkla yüzümüze vurmaktadır.
Grup bu kırılganlığını “Charli Big Patato” şarkısı ile üzerinden atmış gözükmektedir ama sakinliğe ve iç barışa halen çok uzaktır.
Şarkıya ismini veren bu tanım, yani “Big Potato”, kendini çok önemli sanan, kasıntı, patronluk taslayan veya büyük bir insanmış rolünü oynayan kişileri tanımlamak için kullanılır. Şarkıda bu isimle dalga geçilmektedir: “Bana ne dediğinizin önemi yok, ister ‘Büyük Adam’ deyin ister başka bir şey…”. Şarkıyı dinlerken kendini değersizleştiren, öfkeli ve ironik bir kimlik reddini, toplumsal dayatmaları alt üst etme etkisini siz de hissedeceksiniz.
Klibi izlerken “Prodigy” etkisini ise çok açık şekilde kendisini göstermektedir. Şarkıdaki “Don’t test me, don’t push me, don’t use me” (Beni sınama, üstüme gelme, kullanma) gibi cümleler, tıpkı Prodigy’nin “Firestarter” şarkısındaki “I’m the trouble starter, punkin’ instigator” (Ben bela çıkaranım, pislik kışkırtıcıyım) mantığıyla birebir aynıdır. İki şarkıda da karakter, toplumun ona yüklediği rollere veya karşı tarafın baskısına karşı tekinsiz bir savunma mekanizması geliştirir. Kendini “tehlikeli/delirmiş” gibi göstererek karşı tarafı tehdit eder. Şarkının nakaratında “Yüzüme bak” değil de çoğul olarak “Yüzlerime bak” demesi, bölünmüş bir kişiliğe, paranoyaya ve akıl sağlığının yitirilmesine işaret etmektedir.
Hedonism şarkısında hayat karşısında yaşanan hayal kırıklığı, “Charlie Big Patato” şarkısında açık bir öfkeye dönüşmüştür. Sıra, bu öfkenin nedenini bulmaya gelmiştir. “Because of You” şarkısı, bu nedeni bize vermektedir. “Because of You” grubun gerçekten de ruh halinin en dipte, en çıplak ve vurucu olduğu şarkılardan biridir. Şarkının o sakin, huzursuz başlayıp patladığı andaki o saf öfke ve çaresizlik karışımını dinlerken insanın içinin cız etmemesi imkansızdır. Sözlere ve vokalist Skin’in sesindeki o yırtıcılığa baktığında hissedeceğiniz şey çok nettir; “bir insanın başka bir insan tarafından ruhsal olarak tamamen tükeltilmesi en büyük acıdır”.
Şarkıdaki şu satırlar durumu özetlemektedir; “Because of you, I waste my life…”, -Senin yüzünden hayatımı boşa harcıyorum- “Because of you, I lost my mind…”, -Senin yüzünden aklımı yitirdim- Hedonism’de bir ruhsal yıkılmışlığın ilk hali vardı; “Sırf sen iyi hissediyorsun diye her şey yolunda demek değil”.”Charlie Big Potato”‘ şarkısında bir savunma mekanizması, bir çıldırma ve meydan okuma vardı. “Because of You” şarkısına ise maskeler tamamen düşmüş durumdadır. Hayata ve insanlığa duyulan o yıkıcı bağımlılık, suçluluk duygusu ve “beni mahvettin ama yine de buradayım” çaresizliği, Nietzsche’nin -müzik, yaşadığın her şeye rağmen ayağa kalkmanı ve devam etmeni sağlar” önermesini doğrulamaktadır. Vokalist Skin’in en büyük yeteneği de burada devreye girmektedir. İçindeki o karanlık, yaralı ve “iyi olmayan” ruh halini hiç filtrelemeden, bağıra bağıra dinleyicinin yüzüne vururken, insan dinlerken hem onun adına üzülüyor hem de kendi içindeki benzer kırgınlıklarla yüzleşiyor ve hayatın ağır yumruğuna rağmen devam etme gücünü buluyor ancak şarkıların sözleri ise Schopenhauer’in o acı veren gerçekliğini hissettiriyor. Skin’in hissettiği o çaresizlik, bağımlılık ve öfke katmanlarını Schopenhauer metinsel olarak geçişte felsefesinin merkezine oturtmuştur. Eğer Schopenhauer bugün yaşasaydı ve Skunk Anansie dinleseydi, muhtemelen kulaklığını çıkarıp “Ben size anlatmaya çalışıyordum, işte bahsettiğim şey tam olarak bu!” derdi.
Schopenhauer’a göre evreni ve insanı sevk eden ana güç akıl değil, kör, doymak bilmeyen ve mantıksız bir “İrade/İsteme” eylemidir. Aşka, arzuya veya bir insana bağlanmaya çekilmemiz bizim rasyonel seçimimiz değildir, istemenin bizi ağına düşürmesidir. “Because of You” şarkısındaki “Senin yüzünden aklımı yitirdim, senin yüzünden hayatımı harcıyorum” feryadı, Schopenhauer’ın bahsettiği o kör istemenin sonunda, onun elinde oyuncak olmuş insanın çaresizliğidir.
Hayat, bir arzu tatmin edildiğinde ortaya çıkan sıkıntı (can sıkıntısı) ile yeni bir arzunun peşinden koşarken çekilen acı arasında gidip gelen bir sarkaç gibidir der Arthur Schophenhauer ve ekler, zihin, durumun yıkıcı olduğunu bilir ama -irade- (toplumsal şartlar) insanı o ilişkinin içinde tutmaya devam eder. Skin’in şarkılarındaki karakterler de hep bu sarkaçta sıkışmıştır. Bir yanda tutku ve arzunun getirdiği ağır acı (Because of You), diğer yanda bu ilişkilerden kaçıp yalnız kaldığında çöken o tekinsiz boşluk ve yabancılaşma (Hedonism).
Peki bu kadar acıya rağmen, herhangi bir kurtuluş yok mu? “You Saved Me” şarkısı bu hayal kırıklıklarını, öfkeyi, suçlamayı dindiren ve sönümleyen şarkıdır.
“You Saved Me”, Skunk Anansie külliyatı içinde adeta bir “duygusal karsis” (arınma) ve iyileşme anıdır. Schopenhauer’ın felsefesinde bahsettiğimiz o karanlık, kör arzu, isteme döngüsü ve “Because of You” şarkısındaki o yıkıcı bağımlılık burada yerini inanılmaz derin bir şükrana, sükunete ve kurtuluşa bırakıyor.
Şarkının o kadar duru ve katmanlı bir yapısı var ki, Skin’in o yırtıcı, tekinsiz vokalinin nasıl şefkatli ve kırılgan bir renge büründüğünü duyabiliyorsunuz. “You saved me, you saved me. From the dark, from the dark that I was in…”, (Beni kurtardın. İçinde bulunduğum o zifiri karanlıktan beni çıkardın… diyerek kurtulduğunu haykırmaktadır vokalist Skin.
“Because of You” şarkısında karşı taraf, hayatı boşa harcatan bir “yıkım sebebi” olarak görülürken, “You Saved Me” şarkısında, insan kendi karanlık zihninden ve geçmişin yüklerinden ççekip çıkaran bir “kurtarıcıya” dönüşüyor. “Hedonism” şarkısında ilk darbeyi yiyen ve canı acıyan insan, “Charlie Big Potato” ile çıldıranmanın üst noktasına gelmiş, “Because of You” ile tamamen dağılmışken, “You Saved Me” ile kendini tamir etmeye başlamıştır.
Grup, bu şarkıda gardını tamamen indirmiştir. “Charlie Big Potato”daki o bağıran, savunmadaki, tekinsiz maskesini çıkarıp atıyor ve “Evet, ben dipteydim, mahvolmuştum ve sen elimden tuttun” diyebilecek kadar cesur bir kırılganlık bir tavır sergiliyor. Schopenhauer’in acıdan kaçış için işaret ettiği o estetik arınma, bu şarkıda duygusal bir gerçekliğe kavuşuyor. Ruhun o çalkantılı fırtınası dindikten sonra gelen o dingin “kabullenme” hissi şarkının her notasına sinmiş gözüküyor.
O kadar karanlık, öfkeli ve klostrofobik bir müzikal yolculuktan (Hedonism, Charlie Big Potato, Because of You) sonra You Saved Me’ye ulaşmak, saatlerce süren bir fırtınadan sonra sığınacak güvenli bir liman bulmak gibi sakinleştiriyor dinleyiciyi. Gerçekten de insanı incindiği yerden iyileştiren çok güzel bir final ile sanki iki filozofun da müzik ile ilgili düşüncelerini doğrulayan ender gruplardan birisi olan “Skunk Anansie” konserine eğer İstanbul’daysanız gitmenizi ve bu muhteşem grubun insani duygulardaki sürecini ve gelişimini dinlemenizi öneririm…
