TİYATRONUN SEYYAH RUHU: OSMAN ÇAKMAK İLE TİYATRO SEYYAH ÜZERİNE
Röportaj: Mustafa Ali ÖZTÜRK
Bazı yolculuklar haritalarda görünmez; çünkü o yollar toprağa değil, insana dokunur. Osman Çakmak’ın yürüdüğü yol da böyle bir yol…
Bir tiyatro sahnesiyle başlayan, ama o sahneyi duvarların dışına, şehirlerin ötesine, kalplerin içine taşıyan bir serüven. Tiyatro Seyyah, adını aldığı gibi bir “gezgin ruhun” eseri. Çünkü onların sahnesi bir mekân değil; bir köprü, bir nefes, bir buluşmadır. Tiyatroyu sadece sahnede değil, her bakışta, her tebessümde, her çocuk sesinde yeniden kuruyorlar.
Bu söyleşide Osman Çakmak, bize bir sanatın değil, bir inancın hikâyesini anlatıyor: Perdenin ardındaki emeği, yollara düşen hikâyeleri ve sahneye taşınan umudu.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Sizi kültür-sanat alanına yönlendiren şey neydi? Bu yolculuk nasıl başladı?
Osman ÇAKMAK: Tiyatro benim için sadece bir sanat dalı değil, insanı ve toplumu anlamanın en güçlü yollarından biri. Kültürle, hikâyeyle ve insanla buluşmanın büyüsünü sahnede gördüm. Çünkü tiyatronun sadece sahnede değil, perde arkasında da çok büyük bir emekle var olduğunu fark ettim.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Tiyatroya doğrudan sahnede değil de organizasyon tarafında yer almak nasıl bir tercih oldu?
Osman ÇAKMAK: Bu aslında bilinçli bir tercihten çok bir ihtiyaçtan doğdu. Tiyatro sanatının daha çok insana ulaşması gerektiğini düşündüm ve bu noktada organizasyonun önemini fark ettim. Sahneye çıkmak kadar, o sahnenin kurulmasını, seyirciyle buluşmasını ve sürdürülebilir olmasını sağlamak da çok değerli. Ben de o görünmeyen ama çok önemli olan kısmı üstlenmek istedim.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: “Tiyatro Seyyah” adının anlamı nedir? Bu ismi seçmenizin özel bir hikayesi var mı?
Osman ÇAKMAK: “Seyyah” kelimesi gezgin demek. Biz de sanatı gezdiriyoruz aslında. Büyük şehirlerdeki tiyatro imkânlarını Anadolu’nun dört bir yanına taşıyoruz. Tıpkı bir seyyah gibi şehir şehir geziyor, hikâyelerimizi seyirciyle buluşturuyoruz. Bu yüzden bu isim, yolculuğumuzu en doğru şekilde anlatıyor.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Kuruluş sürecinde sizi en çok motive eden şey neydi?
Osman ÇAKMAK: En büyük motivasyonum, tiyatroya ulaşamayan çocuklar oldu. İlk oyunlarımızı küçük şehirlerde sahnelediğimizde, çocukların ve ailelerin mutluluğu bana “doğru yoldayım” dedirtti. Sanatı yaygınlaştırma fikri sadece bir hedef değil, bir sorumluluk haline geldi benim için.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Tiyatro Seyyah bugün nasıl bir yapıya sahip? Ekip, oyun seçimi ve çalışma biçiminizden bahseder misiniz?
Osman ÇAKMAK: Bugün oldukça dinamik ve üretken bir ekibimiz var. Her biri alanında deneyimli oyuncular, yönetmenler ve teknik ekipten oluşan bir yapımız bulunuyor. Oyun seçiminde özellikle çocuklara ve ailelere dokunan, eğlendirirken düşündüren, değerlerimizi yaşatan hikâyelere öncelik veriyoruz.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Bir tiyatro oyununu sahneye taşıma süreciniz nasıl ilerliyor? Hangi aşamalar sizi en çok heyecanlandırıyor?
Osman ÇAKMAK: İlk olarak bir fikirle başlıyoruz. Metin yazımı, sahne tasarımı, müzik, kostüm derken uzun bir hazırlık süreci oluyor. Provalar başladıktan sonra oyunun şekillenişini beni her seferinde etkiliyor. Ama en heyecanlı an her zaman perde açıldığı an… Çünkü o an tüm emek seyirciyle buluşuyor.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Turne organizasyonlarında Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyorsunuz. Bu gezici yapının avantajları ve zorlukları neler?
Osman ÇAKMAK: Avantajı çok büyük: Her şehirde farklı insanlar, farklı tepkiler ve çok değerli geri dönüşler alıyoruz. Zorluk ise lojistik ve planlama tarafında… Her şehrin sahne altyapısı farklı, her turne ayrı bir planlama gerektiriyor. Ama bu zorlukların hepsi seyircinin mutluluğunu görünce unutuluyor.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Farklı şehirlerdeki seyircilerle buluşmak size neler öğretiyor?
Osman ÇAKMAK: Her şehir bize yeni bir şey öğretiyor. Kimi yerde bir çocuk repliğe kahkaha atıyor, başka bir şehirde bir annenin mutluluğunu fark ediyoruz. Bu farklılıklar, tiyatronun evrensel bir dil olduğunu bir kez daha gösteriyor. Seyirciyle her buluşmamızda biz de büyüyoruz, gelişiyoruz.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Organizasyon sürecinde en çok dikkat ettiğiniz detay nedir?
Osman ÇAKMAK: Seyircinin deneyimi. Çünkü bizim için tiyatro sadece sahne değil; bilet alımından salona girişe kadar tüm süreç bir bütün. Küçük bir detay bile seyircinin tüm deneyimini etkileyebilir, bu yüzden her adımı titizlikle planlıyoruz.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Anadolu’daki tiyatro izleyicisini nasıl değerlendiriyorsunuz? İlgi yıllar içinde değişti mi?
Osman ÇAKMAK: Kesinlikle değişti. Artık insanlar tiyatroya daha çok sahip çıkıyor. Özellikle çocuk oyunlarına ilgi inanılmaz arttı. Bu da bizi daha çok üretmeye teşvik ediyor.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Tiyatro Seyyah olarak kültürün her kesime ulaşmasını hedefliyorsunuz. Bu vizyonu sahada hayata geçirmek nasıl bir çaba gerektiriyor?
Osman ÇAKMAK: Büyük bir özveri gerektiriyor. Çünkü sadece büyük şehirlerde değil, küçük şehirlerde de sahne kurmak istiyoruz. Bazen ulaşım, bazen teknik imkânlar zorlayıcı olabiliyor ama amacımız “sanatı her çocuğa ulaştırmak “olunca her zorluk göze alınır hale geliyor.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Özellikle çocuk oyunlarına ayrı bir önem veriyorsunuz. Sizce çocuklar neden tiyatroyla erken yaşta tanışmalı?
Osman ÇAKMAK: Çünkü tiyatro sadece bir eğlence değil; empati, hayal gücü, düşünme ve ifade becerilerini geliştiren çok güçlü bir araç. Bir çocuk sahnede bir karakteri izlerken aslında dünyaya başka gözlerle bakmayı öğreniyor. Küçük yaştan itibaren sanatsal etkinliklere alışması gerekiyor.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Sanatın toplum üzerindeki dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz?
Osman ÇAKMAK: Kesinlikle. Sanat, farkındalık yaratır, düşünmeye zorlar ve insanları bir araya getirir. Tiyatro bu anlamda en güçlü araçlardan biri. Bir oyundan çıkan insanın düşüncelerinde küçük bir değişim bile yaratabiliyorsak, amacımıza ulaşmışız demektir.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Önümüzdeki dönemde Tiyatro Seyyah’ı hangi projeler bekliyor?
Osman ÇAKMAK: Yeni sezonda daha fazla şehir, daha fazla çocukla buluşmayı hedefliyoruz. Ayrıca interaktif çocuk oyunları ve okul iş birlikleri gibi yeni projeler de yolda.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Yeni sezonda izleyicileri sürprizler var mı?
Osman ÇAKMAK: Evet, hem klasik masalları farklı yorumlarla sahneye taşıyacağımız yeni oyunlarımız hem de tamamen özgün hikâyelerimiz var. Ayrıca bazı şehirlerde açık hava tiyatroları planlıyoruz.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Türkiye’de kültür-sanat organizatörlüğü sizce nasıl bir yönde gelişiyor?
Osman ÇAKMAK: Son yıllarda çok güzel bir ivme var. Seyirci profili bilinçleniyor, yerel yönetimler ve özel sektör desteği artıyor. Daha fazla iş birliğiyle Türkiye’nin kültür-sanat haritası çok daha zenginleşecek.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Son olarak, tiyatroya ve sanata gönül veren gençlere ne söylemek istersiniz?
Osman ÇAKMAK: Vazgeçmesinler. Sanat sabır ister emek ister ama sonunda dünyayı değiştirme gücü verir. Küçük adımlarla başlayın ama inançla devam edin. Çünkü her perde açıldığında, birilerinin hayatı değişebilir.
Mustafa Ali ÖZTÜRK: Her şehir bir sahneye, her yol bir oyuna dönüşüyor onların ellerinde. Tiyatro Seyyah, sadece tiyatroyu değil, umudu da taşıyor valizinde. Bir çocuğun gözlerindeki şaşkınlık, bir annenin gülümsemesi, bir köy meydanında yankılanan alkış… Hepsi bu yolculuğun sessiz tanıkları.
Osman Çakmak’ın sözlerinde duyduğumuz şey, bir sanat anlayışından öte bir davet aslında: “Yola çık, çünkü sanat gittiğin yerde seni bekliyor.” Ve biz biliyoruz ki, onlar her perde açıldığında yeniden yola çıkacaklar çünkü sanat, yüreğini kaybettiği yere değil, onu bulduğu yere döner. Sayın Osman Çakmak’a verdiği samimi cevaplar için teşekkür ediyor, kendisine ve ekibine tiyatro yolculuğunda başarılar diliyorum…
Share this content:



Yorum gönder