Çağımızın en büyük nimetlerinden birisi de gecenin aydınlanmasıdır. Akşam olunca ışıklar yanıverir ve sanki hiç gün bitmemiş gibidir. Biz de kaldığımız yerden hayata devam ederiz. Elektrik büyük nimetmiş deyip halimize şükrederiz. Yaşam kolaylaşmıştır artık. Yapılıp edilecekler sanki gün hiç batmamış gibi hesap edilerek yapılır. Yola koyulacaksak arabanın lambaları uzağa gösterecek kadar yanıverir. Evin içinde en ücra köşelerde bile ampuller bağlanmıştır. Anahtara basılınca sarı, kırık beyaz, led yanıverir. Dükkanlar ışıl ışıldır. Ticaret akşam vakti kesilmez. Gecenin sonuna doğru uzar gider. Hatta bir zaman önce hayat 24 saat devam etse mi diye de tartışıldığı olmuştur. Neyse ki o kadar da pervasız olunmamış ve insanın kendisine zaman bırakılmıştır. Lambaların gücüne güvenip hayatı tümden esir alma girişimleri akamete uğramıştır.
“Lambaların gücü bu kadar yüksek iken titrek nasıl oluveriyor?” Bir bilene sordum. Dedi ki “Bazen lambanın kendinden bazen de voltajdan kaynaklı olarak kıp kıp eder gibi çalışır lambalar.” Biz zaten ona bakınca fark ederiz. İşte o titrek sokak lambasıdır. Öyle bir ortam yüksek yaşam vaat etmez. İnsan o lamba bir an önce tamir olsun ister. Günü 24 saat yaşamasa bile uyuyana kadar dolu dolu yaşamak ister. Titrek sokak lambasının olduğu yer pısırık, hareketsiz olmaya başlamıştır. Hayata güçlü itiraz ortadan kalkmıştır.
Tıpkı toplum içindeki yığınlar gibidir artık. Onların da sözü tesirsizdir. Hatta söz söylemekten bile imtina ederler. Siz de o kadar olmaz canım demeyin. Titrek sokak lambası ile insanlar ne alaka diye de devam etmeyin. Çıkın bakın sokaklara insanların büyük kısmı ne kadar da itirazdan uzak ve akıntıya kapılmış gibi geziyor. Şöyle bir tartın o fersiz ve titrek hali gerçekten böyle mi diye. Sorular sorun, cevaplarını hesap edin, o zaman bana hak vereceksiniz. Örneğin şöyle sorun: Siz hiç modern dönemde kurulmuş düzene itiraz ettiniz mi? Dünyada kötülük kol gezerken insani değerler çiğnenirken dur diye elinizi kaldırdınız mı ya da ülkemiz insanlarının zaafiyetlerini görünce bu kadar da olmaz dediniz mi? Hadi bu kadarına dilim varmıyor dediğinizi duyar gibiyim. Peki, etrafınızda israfa karşı neler söylendiniz? Maneviyat kaybolup maddiyat kutsanırken dur akrabam, kardeşim, yeğenim, dostum dediniz mi? Bana ne demek bile cevapken sessizce çekip gittiniz mi yoksa? Bu da mı zor geldi. O zaman şöyle yapalım. Siz hiç kendinize ben ahlaki değerlerin neresindeyim diye sordunuz mu? Bugün küresel sapkınlar pervasızca bize saldırırken ben ne yapmalıyım dediniz mi? Yoksa boşa giden zamanınıza veya yitip giden güzelliklerinize itirazınız oldu mu? Eyvah ki ne eyvah başkasına çıkmayan sesiniz kendinize bile çıkmamışsa daha ne denilebilir ki…
Birer titrek sokak lambası olmuşuz farkında değiliz. Fersiz, keyifsiz olduğu yerden kaçılası… Çünkü var olma amacını inkar edercesine sessiz ve kayıtsız. Titrek sokak lambası belki tamir edilir de düzelir ya biz?

Memleket insanımın hali.