ŞEHİTLERİM
Metruk bir geceden sesleniyorum,
Işığın kırıldığı bu taş dibinden.
Karanlığın ortasında unutulmuş bir tarihin derin sesi
Bir vakit ninnilerine dualar eklediğimiz neslin,
Fatiha’sızlığını hatırlatır gibi.
Beni çiçekle bile yad etmeyi unutanlara verdik biz ömrümüzü,
Hey haat!
Ulu göklerde, ulu bayraklarla , ululara karışmıştık oysa,
Adımı hatırlamıyor olmanız eksiltmez ki beni makamımdan.
Başım yerine, mezar taşımı okşayanlar var hala,
Köşe başında içki şişesi ile bekleyende,
Bir şehrin azameti idik oysa,
Onlar yıkılmasın diye biz yıkılmıştık hayattan…
Bilemezdik vefasızlığı doğuran neslin bizden olacağını.
“Bastığın yerleri toprak deyip geçme, tanı” diye
Öğüt veren atalarının aksine ,
Unutmak en sinsi ihanetse ,
Ben neresiyim böyle ?
Millet olamamış bu topraklarda,
Gazilerimin nefesi hala sıcakken bile,
Vefasızlığın gölgesine bırakılmış,
Kıbrıs Şehitliğindeyim,
Hangi gönülde, hangi hafızada , hangi millette kaldı yerim?
Kıbrıs Şehitliğin yüreğinden sesleniyorum.
HÜSNİYE ÇULHA FURAL
SABRI FARK ETTİKÇE
Nefs, kalbin sessiz nefesi.
Varlığını hissettiren ama kaçmak için kendine nice yollar bulan.
Hakikati saklayamadığının farkına vardığın en ürkütücü zamanlardasın.
Bir duanın hafifliğini isteyen ruhun,
Kalbimin gölgesinde kalan nefs.
Elimde, dilimde dua sırası şimdi.
Senin için yaktığım kandil, kendi içimde yanıyor.
Geçmiş pişmanlıklarım, yarım kalmış heveslerim…
Beni hakikatten azade yaşatmasına izin vermiyorum.
Kendimi sorgulamayalı uzun zaman olmuştu.
Kâinatın çığlıkları arasında O’na kul olmaya çalışan bir yolcuyum.
Şimdi tam zamanı.
Günlerdir duymadığın ezanı pür dikkat dinle.
Umarsızca tükettiklerin artık izne tâbi.
Huzurunda durmaktan ibaret yapabildiklerin.
Kabul et tüm kalbinle.
Huzur artık kimin kalbimde?
Share this content:



Yorum gönder