Şair Anıl Yörük İle İlk Şiir Kitabı “Bir Nehir Akıyor” Üzerine Söyleşi
İsmail Zorba: Bir Nehir Akıyor senin ilk kitabın. Bu kitap hangi iç ihtiyaçtan doğdu, şiir senin için kaçış mı yüzleşme mi?
Anıl Yörük: Bir Nehir Akıyor, bir ihtiyaçtan ziyade yılların birikimiyle doğdu diyebilirim. Nehir metaforu, bir yandan kendi hayatımın ve şahitlik ettiğim hayatların yansımasıyken bir yandan da insan hayatının karşı konulmaz bir akışta olduğunu vurguluyor. Bu haliyle Bir Nehir Akıyor, Türkiye’nin farklı şehirlerine yayılan bir coğrafya üzerinde, bir insanın çocukluğundan başlayarak yetişkinliğe evrilen sürecini, bir iç döküş ve hatırlayış yolculuğuna çeviriyor.
İsmail Zorba: Kitabın başındaki ithafın şiir yolculuğundaki anlamı nedir; kendi sesini bulurken hangi şairlerle yürüdün?
Anıl Yörük: Attilâ İlhan, benim düşünce dünyamda derin izler bırakmış bir isim. Onun dizeleri olmasaydı belki bu kitap da olmazdı diye düşünüyorum. Şiiri sevmeme, şiirle yaşamama birçok sebep bulabilirim. Ancak bunların en başında gelen sebeplerden biri Attilâ İlhan’dır. O sebeple başka türlüsü olamazdı. Bir Nehir Akıyor, onun mirasını sırtlayıp kendi yolculuğuna çıktı.
İsmail Zorba : Kitabı iki ana başlıkta kuruyorsun: Bir İntihar Ankara ve Kuyu. Ankara senin şiirinde bir şehir mi, yoksa bir ruh hâli mi?
Anıl Yörük: Evet. Kitapta iki bölüm var. Bir İntihar Ankara, şehir kasvetinin, iç dünyadaki aykırılık ya da yıkımla örtüştüğünü gösteriyor. Burada mekan yalnızca bir fon değil, aynı zamanda bir ruh halinin tetikleyicisidir. Yalnızlık, yabancılık, taşra sıkıntısı ve yolda olma durumu bu bölümün omurgasıdır. Kuyu bölümü ise daha derin ve simgesel bir düşüşü anlatıyor. Kuyu, kaçılan ancak dönüp dolaşıp içine düşülen o boşluk hissinin karşılığıdır. Sarılamayan çocukluk yaraları ve geçmişle hesaplaşma burada kendine yer bulur. Ankara’ya gelecek olursak. Ankara, Bir Nehir Akıyor’a şehir olarak girip tarifleyemediğim bir ruh haline dönüştü diyebilirim. Artık onu hep yanımda taşıyorum.
İsmail Zorba: İlk şiir Korku ile başlıyor. “Seviyor olmaktan korkmak” nasıl bir iç dünyanın yansıması?
Anıl Yörük: Şiirlerin sıralaması kronolojik bir akışta ilerliyor. Seviyor olmaktan korkmak. Evet, bununla pek çok cevap verilebilir, verebilirim. Ancak bunu okuyucuya bırakmak istiyorum.

İsmail Zorba: Şiirlerinde zaman, yorgunluk ve eksilme duygusu sıkça karşımıza çıkıyor. Bu, hayata mı zamana mı dair bir hesaplaşma?
Anıl Yörük: Zaman geçtikçe insan derişiyor, yorgunluk, ağırlık kadar hafiflikle de ölçülüyor. İnsan ne kadar isterse istesin zamanı yenemiyor. Zaman çok güçlü. Zaman her şeyden güçlü. Bir nehir akıyor, biz dursak da durmasak da. Yorulsak da yorulmasak da. Zamana dair hesaplaşma, çok sert bir ifade. Belki kabullenme çabası diyebilirim. İnsanın varoluşuyla geçen zaman arasında zihnimize sığacak bir kabullenme çabası. Sürekli aynı şekilde düşünmek mümkün olmasa da.
İsmail Zorba: “Sesler ve kelimeler karışıyor yalın olarak” diyorsun. Yalınlık senin şiirinde neyi karşılıyor?
Anıl Yörük: Zaman geçtikçe insan derişiyor, yorgunluk, ağırlık kadar hafiflikle de ölçülüyor. İnsan ne kadar isterse istesin zamanı yenemiyor. Zaman çok güçlü. Zaman her şeyden güçlü. Bir nehir akıyor, biz dursak da durmasak da. Yorulsak da yorulmasak da. Zamana dair hesaplaşma, çok sert bir ifade. Belki kabullenme çabası diyebilirim. İnsanın varoluşuyla geçen zaman arasında zihnimize sığacak bir kabullenme çabası. Sürekli aynı şekilde düşünmek mümkün olmasa da.
İsmail Zorba: Kitabın sonunda yer alan “yeniden başlayanlar için kurallar” okura mı, yoksa kendine yazılmış notlar mı?
Anıl Yörük: Burada hem kendime hem de okuyucuya ulaşmaya çalışıyorum. Aslında notlar düşüyorum. Gerisi yine okuyucunun takdiri.
İsmail Zorba: Kitabın bir çok yerinde iç dünyada gizlenen çocuk yaşamaya, yaşatılmaya devam ediyor. Bugünün dünyasında onu korumak zor mu?
Anıl Yörük: Çocukluk, şiirlerimin önemli bir noktası. Hem kaçılacak bir kabus hem de sığınılacak bir liman. Bugünlere yansıması elbette var. Ancak daha ziyade geçmişin tezahürü, geçmişin sayıklaması olarak değerlendiriyorum çocukluğu.
İsmail Zorba: Genç bir şair olarak şiirin bugün hâlâ hayatta bir karşılığı olduğunu düşünüyor musun?
Anıl Yörük: Elbette. Şiirsiz bir dünya benim gibi düşünen insanlar için imkansız. Ancak genç yazarların, şairlerin nefes alacak alan bulması giderek zorlaşıyor yaşadığımız günlerde. Her şeyin etiketler üzerinden okunduğu, insanın bizatihi kendisinin bile ürün haline dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Bu konuda karamsar olsam da buna direnmeye çabalamak dışında ne yapılabilir bilemiyorum.
İsmail Zorba: Okura tek bir cümleyle seslenecek olsan, Bir Nehir Akıyor’dan ne taşımalarını isterdin?
Anıl Yörük: Okura söyleyeceğim tek cümle kitabın adı olurdu: Bir Nehir Akıyor.
Anıl Yörük – Bir Nehir Akıyor – Kırmızı Yayınları – 2026

Share this content:



Yorum gönder