Ödüllü Fransız yazar Thélyson Orélien’in etrafında 35 bin satan romanı, yapay zekâ ve intihal suçlamalarının ardından Goncourt seçkisinden çıkarıldı.
Fransız edebiyat dünyasında son dönemin en büyük tartışmalarından biri, ilk romanıyla büyük ödüllere aday gösterilen Thélyson Orélien’in etrafında yaşanıyor. Yazarın C’était ça ou mourir (Ya Bunu Yapacaktım ya da Ölecektim) adlı romanı, yapay zekâyla yazıldığı ve eski çalışmalarında intihal yapıldığı yönündeki iddiaların ardından Goncourt Ödülü’nün ilk seçkisinden çıkarıldı.
38 yaşındaki Haiti kökenli Quebecois yazarın ilk romanı, yayımlandığı dönemde Fransa’daki edebiyat çevrelerinin dikkatini çekti. Şiddet ve güvensizlik nedeniyle Haiti’den ayrılmak zorunda kalan Jonas adlı bir tarih ve coğrafya öğretmeninin Amerika kıtası üzerinden Kanada’ya ulaşma çabasını anlatan kitap, kısa sürede 35 binin üzerinde satışa ulaştı.
Roman, Goncourt’un yanı sıra Goncourt des lycéens, Femina, Médicis ve Renaudot gibi Fransa’nın önemli edebiyat ödüllerinin ilk listelerinde de yer aldı. Kitabın yayın hakları 20’den fazla ülkeye satılırken, ABD’deki İngilizce baskısının da 2028 yılında yayımlanması planlanıyor.
Thélyson Orélien daha önce ağırlıklı olarak şiirleriyle tanınıyordu. C’était ça ou mourir ise onun ilk romanı olmasına rağmen kısa sürede ödül sezonunun öne çıkan eserlerinden biri hâline geldi. Kitap ayrıca Fransa’nın büyük kitapçılarından Fnac tarafından yılın romanı ödülüne layık görüldü.
Tartışma, 21 Eylül’de X platformunda faaliyet gösteren anonim “Balance ton Claude” adlı hesabın paylaşımıyla başladı. Hesap, romandan bazı bölümleri yapay zekâ tespit aracı Pangram üzerinden incelediğini ve sonuçların metnin büyük ölçüde yapay zekâ tarafından üretildiğini gösterdiğini öne sürdü. İddialar kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve daha sonra akademisyenler ile edebiyat dünyasından farklı isimlerin de tartışmaya dahil olmasıyla büyüdü.
Thélyson Orélien’in Romanı için Yapay Zekâ İddiası
Toronto Üniversitesi’nde yapay zekâ ve inovasyon ekonomisi üzerine çalışmalar yapan Kevin Bryan, romandan seçtiği bölümleri Pangram ile analiz ettiğini ve test ettiği parçaların tamamında yüzde 100 yapay zekâ sonucu aldığını belirtti. Stony Brook Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi alanında çalışan Tuhin Chakrabarty ise kitabın tamamını aynı araçla analiz ettiğini ve metnin yüzde 92’sinin yapay zekâ üretimi olarak işaretlendiğini açıkladı.
Ancak yapay zekâ tespit araçlarının sonuçları, tek başına bir metnin yapay zekâ tarafından yazıldığını kanıtlayan kesin bir yöntem olarak kabul edilmiyor. Bu araçlar bir metindeki kelime seçimi, cümle yapısı, ritim ve öngörülebilirlik gibi istatistiksel özellikleri inceliyor. Dolayısıyla elde edilen sonuçların nasıl yorumlanması gerektiği konusunda farklı görüşler bulunuyor.
Orélien ise suçlamaları reddediyor. Yazar, kullandığı tekrarlar, ritim ve anlatım biçiminin Haiti ve Karayip edebiyat geleneğinden beslendiğini belirterek, yazı stilindeki özelliklerin yapay zekâ kullanımına kanıt olarak gösterilemeyeceğini savundu.
Fransız yayınevi Éditions Grasset de yazara destek vererek yapay zekâ iddialarının kesinleşmiş gerçekler gibi sunulmasına karşı çıktı. Quebec merkezli Éditions du Boréal ise Orélien’in yayıneviyle çalışmaya başlamadan önceki yazılarını incelemeye aldığını ve mevcut aşamada suçlamaları doğrulamasının veya reddetmesinin mümkün olmadığını açıkladı.
Tartışmanın bir başka boyutu ise Orélien’in daha önce yayımladığı yazılarla ilgili ortaya atılan intihal iddiaları oldu. İncelemeler sırasında yazarın Radio-Canada tarafından ödüle layık görülen bir makalesinde Louis Pauwels ve Jacques Bergier tarafından 1960 yılında yayımlanan Le Matin des magiciens adlı kitabın önsözünden uzun bölümlerin kaynak gösterilmeden kullanıldığı öne sürüldü.
Bu gelişmelerin ardından tartışma yalnızca romanın yapay zekâ kullanılarak yazılıp yazılmadığı ekseninde kalmadı. Orélien’in geçmişte yayımladığı bazı çalışmalar da inceleme konusu hâline geldi.
